Küresel Isınma Forumu

Bölgeler, İller, İlçeler => İç Anadolu Bölgesi küresel ısınma => Konuyu başlatan: sahillerindostu üzerinde Haziran 08, 2008, 08:29:06 ÖS



Konu Başlığı: Kızılırmak Suyunda Korkunç Tehlike
Gönderen: sahillerindostu üzerinde Haziran 08, 2008, 08:29:06 ÖS
(http://cmo.org.tr/images/haberresim/2008115856.jpg)Kızılırmak Suyunda KorkunçTehlike



Tıp Kurumu'nun hazırladığı raporda, ASKİ'nin resmi analizleri ışığında değerlendirme yapıldı, sonuç korkutucu. Tıp Kurumu, hazırladığı "Kızılırmak Suyu Raporu" ile suyun içindeki  zehirli kimyasal maddeler olan "arsenik ve kadmiyum"a dikkat çekti.  Kızılırmak suyunun ham halinde 12.1 mikrogram/litre olan arsenik  miktarının, İvedik Arıtma Tesisi'nden çıkışında 1 mikrogramın altında  gösterildiği ancak geleneksel arıtma yöntemleriyle miktarın bu kadar  düşürülemeyeceği vurgulandı.   

Ankara'ya verilen Kızılırmak suyundaki arsenik miktarının, kanser  riski taşıdığı, Tıp Kurumu'nun raporuyla da ortaya kondu. Suda, en  düşük düzey olan, 0.5 mikrogram/litre arsenik bulunmasının bile 100  bin kişi için 10 binde bir kanser riski oluşturduğuna dikkat çekildi.  Kızılırmak suyunun ham halinde 12.1 mikrogram/litre olan arsenik  miktarının, İvedik Arıtma Tesisi'nden çıkışında 1 mikrogramın altında  gösterildiği ancak geleneksel arıtma yöntemleriyle miktarın bu kadar  düşürülemeyeceği vurgulandı.    Tıp Kurumu, hazırladığı "Kızılırmak Suyu Raporu" ile başkentte  yaklaşık bir aydır kullanılan Kızılırmak suyunun içindeki zehirli  kimyasal maddeler olan "arsenik ve kadmiyum"a dikkat çekti. Tıp Kurumu  Başkanı Mehmet Altınok ile Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer'in  imzasını taşıyan raporda, şu dikkat çekici tespitlere yer verildi:   

 • Su kalitesi ne kadar kötü olursa olsun, klorlama gibi basit  dezenfeksiyon işlemleriyle sudaki patojen organizmalar yok edilebilir  ve bu suyu kullananlarda ishal vakaları görülmez. Ama kullananlarda  ishal görülmemesi, içme suyunun sağlık yönünden sorunsuz olduğunu  göstermez. İçme suyu kalitesinde insan sağlığı için esas önemli olan,  basit arıtma işlemleri ile kolaylıkla bertaraf edilemeyen toksik  etkili kimyasal kirliliklerdir. Bu kimyasal kirliliklerin etkisi,  15-20 yıl sonra, başta kanser olmak üzere çeşitli kronik hastalıkların  artmasıyla ortaya çıkar.   

'1 mikrogram mümkün değil'


• Kızılırmak suyunun Ankara'ya verilmesinden 6 gün sonra, 13 Mayıs  2008 tarihli ASKİ raporunda, ham ve arıtılmış su numunesindeki  değerlere yer veriliyor. Buna göre, arıtılmamış su örneğindeki arsenik  miktarı 12.1 mikrogram/litre. İvedik'te arıtıldıktan sonra ise arsenik  değeri 1 mikrogramın altında gösteriliyor. Geleneksel arıtma  yöntemleriyle, arsenik miktarının bu kadar düşük düzeylere nasıl  çekildiğinin açıklanması gerekiyor. Bilimsel literatür ışığında,  ASKİ'nin geleneksel arıtmasının ham sudaki arsenik düzeyini 1  mikrogram/litreye indirmesi mümkün değil.   

• Dünyada, başta kanserojen etkisi olmak üzere, insan sağlığına  zararlı etkileri nedeniyle içme suyunda en fazla sorun oluşturan  toksik maddelerin başında arsenik geliyor. Arsenik, Dünya Sağlık  Örgütü tarafından içme sularındaki en tehlikeli kimyasal kirlilik  olarak kabul ediliyor. İçme suyunda yüksek oranlarda arsenik  bulunması; "mesane, akciğer, cilt, böbrek ve karaciğer kanseri"ne yol  açabiliyor. Ayrıca sinir sisteminde, kalpte hasara neden olabiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü, TSE ve Sağlık Bakanlığı İnsani Tüketim Amaçlı  Sular Yönetmeliği'ne göre, 1 litre içme suyunda izin verilen en fazla  arsenik değeri 10 mikrogram. Ancak içme suyunda 0.5 oranında arsenik  bulunması bile her 100 bin nüfus için 10 binde bir, 1 mikrogram  arsenik bulunması ise 5 binde bir kanser yapma riski taşıyor. Sudaki  arsenik arttıkça, kansere yol açma riski de artarken ihtimal yüzde 1'e  kadar çıkıyor. Ankara içme sularında litrede 10 mikrogram arsenik  olduğu takdirde, Ankara'nın nüfusunun 4 milyon 140 bin olduğundan  hareketle, yaşamları boyunca Ankaralılardan yaklaşık 250 kadın ve 490  erkekte mesane kanseri; 380 kadında ve 300 erkekte de akciğer kanseri  gelişecek. Bu içme suyundaki arseniğe bağlı olarak, 1420 yeni mesane  ve akciğer kanseri vakası anlamına gelecek.   

'Kadmiyum ölçümü yok'


• Kadmiyum, arsenikle birlikte, sudaki en zehirli kimyasal olarak  kabul ediliyor. Ancak ASKİ Kızılırmak Suyu Analizi'nde, kadmiyum  ölçümüne ait değerler yok. Kızılırmak'ın kadmiyum açısından da kirli

 olduğu daha önce raporlandığına göre, bu analizin artık yayımlanmaması  şüphe çekiyor.   

 • Kızılırmak Nehri, 1150 kilometrelik güzergâhı boyunca tarımsal

 ilaçlarla da etkileşim içinde oluyor. Tarımsal ilaç kökenli toksinlere  ait analiz neden yapılmıyor?   

• Kızılırmak güzergâhında, Kayseri dışındaki illerde atık su arıtma  tesisleri yok. Kanalizasyon suları da Kızılırmak'a karışıyor.    'Yanlış bilgilendiriyor'    İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Nevzat Ersan ise "Şu an  itibarıyla kente verilen Kızılırmak suyu, normal karışımın 5 kat  altında olduğundan, yapılan testlerde su değeri sağlık sınırları  içinde görünmektedir. Oysaki Kızılırmak projesi ile kente verilmesi  planlanan su miktarı 750 bin metreküptür. Ancak Gökçek, 21 gündür  Ankara'ya Kızılırmak suyundan en fazla 150 bin metreküp su  vermektedir. Geri kalanı ise Çamlıdere ve Kurtboğazı barajlarından  karşılanıyor. Gökçek, 'Kızılırmak suyu şehre veriliyor ve hiçbir  hastalık görülmüyor' diyerek halkı yanlış bilgilendiriyor. Karışım  miktarının azlığı, yapılan testlerde su değerini sağlık sınırları  içinde gösteriyor'' dedi. Ersan, diğer barajların seviyeleri  düşeceğinden ilerleyen günlerde Kızılırmak suyunun 5 kat daha fazla  verileceğine işaret etti.



http://cmo.org.tr/bashaber.php?id=1764