21 Mart “Dünya Ormancılık Günü”, 22 Mart “Dünya Su Günü”, kabul edilmiştir. Bunun yanında, 21, 22, 23 Mart günleri, kürtçede Newroz, türkçede Nevruz, farsçada Novruz adıyla doğanın uyanışı, "Yeni Gün", olarak kabul edilir ve kutlanır.
KİRLETİLEN, TÜKETİLEN VE PAZARLANAN "SU"
Su, tüm canlıların vazgeçemeyeceği, yaşamın en temel kaynağıdır. Dünyada su kaynakları hızla tükeniyor, var olan su kaynakları da kirletiliyor. Suya gereksinimin her geçen gün artmasıyla, su alınır-satılır, ticari bir mal halini almaya başladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününü "Dünya Su Günü" olarak kabul etti. 22 Mart 1993 gününden bu yana her yıl mart ayının 22’sinde suyun önemi ve vazgeçilmezliği konusunda çok şey yazılır, söylenir. Bu yıl da su için çok şey söylenecektir. Suya saldırı büyük, kapalı salonlarda atılan nutuklar suyu korumaya yetmeyecek.
Ülkemizde de, yaşanan kuraklıkla, suyun önemi daha fazla anlaşılmaya başlandı. Şimdiden önümüzdeki yaz aylarında pek çok kentte su kesintisine gidilmesi,susuzluk nedeniyle tarımsal üretimde çok büyük düşüşler bekleniyor. Diğer yandan, önümüzdeki Dünya Su Formu’nun Türkiye’de toplanacak olmasından, suya ilişkin yoğun tartışmaların da ev sahipliğini yapacağız.. Dünya Su Konseyi (WWC) tarafından kurulan ve 1997 yılından bu yana üç yılda bir toplanan Dünya Su Formu’nun beşincisi önümüzdeki yıl İstanbul’da toplanacak. Dünya Su Forumu, ilk çıkışında tüm canlıların yaşamsal gereksinimi olan suyun korunması amacına hizmet ediyormuş gibi görünse de özellikle 2006 yılında Meksika’da toplanan dördüncü toplantısı ile maskesi düşmüş, gerçek yüzünü göstermiştir. Dünya Su Formu artık suyun pazarlamasının yapıldığı bir platform halini almıştır. Bu nedenle 2006’da yüzbinlerce yaşam savunucu tarafından protesto edilmişti. Yani önümüzdeki yıl İstanbul’da suyun pazarlanması tartışılacak.
Yaşamın sürmesini değil, 'sürdürülebilir kalkınma' adı altında yaşam alanlarını kâr alanları haline getirmeyi hedefleyen neo liberal politikaların en iyi uygulayıcısı olan AKP Hükümeti, Dünya Su Forumu'na hazırlık kapsamında, gereken yasal düzenlemeler için kolları sıvadı. Bir yandan eski Cumhurbaşkanı Özal'ın oğlunun da göz altına alınmasına yol açan yolsuz ihalelerle kentlerin suları özel şirketlere devredilirken, diğer yandan ırmakların suyunu uzun yıllar kiralama ya da satmak için yasa değişikliğine gidiliyor. Serçe kuşunun içtiği suyun parasını almaya çalışıyorlar.
En son haber, “Kamu İhale Kurumu tarafından hazırlanan yasa taslağı ile su, enerji, posta ve ulaştırmayı kapsayan 4 büyük sektördeki dev ihaleler, Kamu İhale Yasası'nın dışına çıkartılıyor”. Yani suyu istedikleri gibi satacaklar, su hizmetlerini kolayca özelleştirecekler.
Maden Yasası’nda yapılan değişiklikle, madenciliğe açılarak su havzalarının kirlenmesinin yolu açıldı, diğer yandan her biri orta büyüklükte bir ilçe nüfusunun tükettiği kadar su tüketen golf sahaları ile turizm adı altında canavar yaratılıyor.
ORMANLAR "ODUN" DEĞİLDİR
Dünyanın kuzey yarım küresinde ilkbaharın, güney yarım küresinde de sonbaharın başlangıç günü olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü olarak kabul ediliyor. Ormanlar canlı yaşamının sürmesi için, korunması gereken dünyanın en önemli doğal varlıklarıdır.
Madencilik, turizm ve kirletici yatırımlarla ormanlar da yok ediliyor. En son haber; “ormanların turizm yatırımcılarına tahsis edileceği” şeklinde... [BKNZ: Yaşam savunucularına 'ALARM': Ormanları turizme feda etme teklifi TBMM'de...] Kıyıların, su havzalarının, ormanların ve diğer doğal ve kültürel varlıklarının bulunduğu arazilerin turizme ayrılması, çokça tartışılan bir konu. 12 Eylül Hukukunun bir ürünü olan Turizm Teşvik Yasası ile kıyılar, orman alanları, su havzaları, doğal ve arkeolojik sit alanlarının turizme tahsis edilmesinin önü açılmıştı. Uzun yıllar Anayasa’nın geçici 15. maddesinin yarattığı dokunulmazlıktan yararlanan bu yasa, geçici 15. maddedeki “12 Eylül yasalarının dokunulmazlığını kaldıran” değişiklikle Anayasaya aykırılığı ileri sürülebilir hale geldi...
Kamu Taşınmazlarının Turizme Tahsisi Yönetmeliği’nin iptali davasını gören Danıştay 6.Dairesi; “Ormanların, öncelikle orman olarak korunmasının Anayasal bir zorunluluk olduğu, Ormanların orman alanı olarak korunmasında üstün kamu yararı bulunduğu”ndan Turizm Teşvik Yasası’nın ormanların turizme ayrılmasını olanaklı kılan maddesinin Anayasaya aykırı olduğu itirazı ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi de Turizm Teşvik Yasası’nın ormanların turizme tahsis edilmesine ilişkin maddelerini iptal etti. Şimdi bu yasal boşluğu, daha kapsamlı biçimde ormanları talana açarak doldurmaya çalışıyorlar. Bu talancı zihniyete göre, ormanlar yalnızca “odun” olarak görülüyor. Ormanları ‘odun’ olarak gören AKP, hazırlattığı anayasa taslağında da ormanlar işletilecek, kazanç elde edilecek ticari mal olarak değerlendirilmiştir. Onlara göre; ormanlar alıp satılabilecek, tüketilecek bir maldır.
Yeni Gün; Suyu Ormanı, Yaşamı Savunmak Zamanı. Nevruz, Newroz, Novruz ve diğer adlarıyla doğanın uyanışı, yeni gün, su ve orman, canlı yaşamını ön plana alan kavramlar. Bunların içinde para ve kâr yok. Bir yanda suyu, ormanı, yaşamı tüketen, kirleten kapitalizm canavarı, diğer yanda tüm canlıların yaşamını savunmak için yola çıkan insanlar. Şimdi taşların yerini seçme ve oturtma zamanı; ya her şeyi yutan canavarın yanında yer alıp ona yem olacaksınız, ya da çocuklarınıza yaşanılası bir dünya bırakmak için ısrarla suyu, ormanı, yaşamı savunmayı sürdüreceksiniz.
Siyasi partiler de artık netleşmeli. Kapitalizmin taşeronluğu mu, yoksa yaşamın savunulması mı?
İstanbul 2009 Dünya Su Forumu'na karşı, gerçekten suyu koruyacak, yaşamı savunacak başka türlü bir forum toplayamaz mıyız?
İlk adımlar atılmaya başlandı bile;
Ankara'da Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), 20-22 Mart 2008 günlerinde 2.Su Kongresini topluyor.
İstanbul’da,22-23 Mart 2008 tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi / Oditoryum Salonu’nda "Kapitalizmin Kıskacında SU" başlıklı uluslararası konferans düzenleniyor (
www.supolitik.org)
İzmir’de EGEÇEP, TMMOB Odaları ve diğer yaşam savunucuları 22 Mart 2008 Cumartesi saat 12.00 Cumhuriyet Meydanı’nda “SU” için buluşuyorlar, 25 Mart 2008 Salı günü saat 10.00-17.00 arasında TMMOB Makina Müh. Odası-Tepekule-Anadolu Salonu’nda ‘Uluslarası Su Politik Sempozyumu’ toplanıyor (
www.egecep.org.tr )
Şimdi, ‘su yaşamdır, su haktır, satılamaz’, ‘suyumuzu kirletmeyeceğiz’, “ormanlar odun değildir, yaşam kaynağıdır” sesini yükseltme zamanı. Şimdi alanlara çıkma zamanı, baharın gelişini ‘Yeni Gün’ü kutlama zamanı, suyu, ormanı, yaşamı savunma zamanı, insanın insanla, insanın doğayla barışma zamanı.
Sesonline/ Arif Ali Cangı
http://cmo.org.tr/bashaber.php?id=1486