Çamköy, Narlıca, Ovacık köylüleri ve Bergama çevre platformu olarak, 5 Nisan mitingi için Çanakkale'ye doğru yola koyulduğumuzda çisi çisi bir yağmur bizi uğurlarken adeta baharın bereketiyle uyanan doğa bizlere çanakkale mitinginin de çoşkulu geçeceğini müjdeliyordu sanki...
Yola çıkarken sözleştiğimiz gibi İzmir'in yaşam savunucularının örgütü olan EGEÇEP'lilerle Ovacık köyünde buluşup, köylülerimizi de konvoya dahil ederek kervanı yolda düzerek ilerledik.
Bir tarafta körfezin mavisi diğer taraftan Kazdağlarının o doyumsuz yeşiliyle sevişirken saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadan kendimizi Çanakkale'de bulduk.
Mitingin yapılacağı Çanakkale Cumhuriyet meydanına iki kilometre uzakta kalan otobüslerimizden alana kadar oluşturduğumuz yürüyüş koluyla, altında \"Bergama köylüleri" yazan "kazdağları geçilmez" ve "EGEÇEP" pankartlarıyla sloganlarımızı ata ata alanın yolunu tuttuk. Yol boyunca Çanakkalelilerin alkışları ve sevgi gösterileri görülmeye değerdi.
"TERTİP KOMİTESİ 'CUMHURİYET MİTİNGİ'NE ÇEVİRMEK İSTEDİ"
Miting alanına geldiğimizde Sadık Gürbüz türkülerini bitirip inmek üzereydi, derken sık sık çalınan "10.yıl marşı" ile kendimi adeta "Cumhuriyet mitingine" gelmiş gibi hissettim. Hatta tertip komitesine bu konuda kaygılarımı ilettimama önceden böyle kurgulanmış olduğunu ilerleyen saatlerde daha iyi anladım. Kanal Türk'ün ve Şişli belediyesinin yoğun ilgisinin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bazı katılımcıların taşıdıkları pankartlardan ve konuşmacıların dillendirdiklerinden bunu daha iyi görmek mümkündü. Bunda ne varmış diyebilirsiniz, ancak emperyalizme karşı direnişin kalesi olan Çanakkale'de yeni direnişler yaratmanın yolunun daha geniş bir anlayışla hareket etmekten geçtiğini düşünüyorum. Günlerdir kamuoyunun çok yoğun desteğini alan Kazdağları yaşam savunucularının "kazdağları sevgisi" ve "yurt ve doğa sevgisi" etrafında ülkemizde yasa ve hukuk tanımayan vahşi kapitalizmle ve onların temsilcileriyle hesaplaşma temelinde hareket etmenin daha akılcı kapsayıcı olacağını düşünüyorum. Bergama deneyimi bize bunları öğretti... Yeni maden yasasıyla siyanürcü çetelere olağanüstü ayrıcalıklar tanındı ancak eski yasa yürürlükteyken danıştay'ın vermiş olduğu anlı şanlı kararlardan hangisi Bergama'da uygulandı. O günlerde köylülerimizin attığı "ya madeni ya da mahkemeleri kapatın" sloganı mevcut durumu özetleyen nitelikteydi. 15 yıldır işbaşına geçen bütün iktidarlar gerek iç yargı kararlarının gerekse AİHM kararlarının arkasına dolanarak var olan doğa ve canlı yaşamının talanına göz yumdular.
Kazdağlarından gelen köylülerin haykırışları, Marmaris'ten gelen arıcıların ve Turgutlu'dan gelen Nikel madeni karşıtlarıyla, Kozak ve Bergama köylüleriyle buluşunca daha bir gür çıktığını siyanürcü ahtapotların yüreğine de korku saldığına tanık olduk.
Koza madenciliğin Ovacık'ta kapasite artırımı ile ilgili çed raporunu aldığının öğrenilmesinden sonra Kozak yaylası köylüleri de bu mitinge 3 otobüs katılarak ayakta olduklarını dosta düşmana gösterdiler bu mitingte... Kurmuş oldukları Kozak Çevre derneği ile geçen yıl 4 bin kişiyi çok güzel bir organizasyonla ağırlayarak "Dünya Çevre Günü"nü Kozak'ta kutladığımız derneğin genç başkanının kararlılığı muhtarlarına ve her yaştan köylüsüne de yansımıştı."Bizim altınımız Çamı Fıstığımız" diyerek yerlerini almışlardı.
Miting biter bitmez sağanak yağmurla çanakkaleye veda ederken, bir yanımızı kazdağlarında bırakarak geçtik sanki, bir doğa harikasına sahip çıkmanın onuru ve gururuyla yorgunluğumuzu çoktan unutmuştuk. Hele hele yaşamı savunmaktan emekli olmayan ege üniversitesinin çınarı prof.Güler Nişli hocamı görünce mola yerinde yorulma lüksümüzün olmadığını düşündük genç arkadaşlarımla.
"Çanakkale'yi savunan" yaşam savunucularıyla mayıs ayında Bergama'da yapılması düşünülen büyük çevre mitinginde de buluşarak Kozak Yaylası'na da nasıl sahip çıktığımızı göstereceğiz...
Erol Engel
Bergama Çevre Platformu Sözcüsü
E-posta:erolengel@hotmail.com
Sesonline/ Erol Engel
http://cmo.org.tr/bashaber.php?id=1554