2B. Keserim. Biçerim.

Ormanları yok edecek kanunu Cumhurbaşkanı onayladı. Peki bu ne anlama geliyor?
Şu soruyu artık daha sık soruyorum: Dünya devletlerine doğayı yok etme hakkını kim veriyor?
Devlet Su İşleri doğa harikası gölleri kurutma yetkisini kimden alıyor?
Milyonlarca yıldır akan bir nehrin üzerinde dev bir baraj inşa etme hakkını kim, nasıl elde ediyor?
Türkiye'nin ormanlarını inşaat alanına çevirme arzusu nasıl yasalaşabiliyor?
Hiç şüphesiz tüm bunları kendinden başka bir şeye değer vermeyen insanlar talep edebilir.
Devletin görevi ise bu talepleri üstün kamu yararı çerçevesinde değerlendirerek doğru karar vermektir. Kamu yararı tersini gerektiriyorsa, bu talepleri geri çevirmektir. Kamunun yararını koruyan kanunları korumaktır.
Ancak Türkiye'de böyle olmuyor.
Kamunun yararını koruyan kanunlar değil, bitmez tükenmez talepleriyle Türkiye'nin suyunu ve toprağını yağmalayan lobi grupları korunuyor. Onlar için kanunlar rahatça değişebiliyor.
Son kanun değişikliğinin ana gerekçesi kamuoyuna şöyle açıklanıyor: 50 milyar dolar gelir elde etmek. Açıkça, 50 milyar dolar, üstün kamu yararından değerli görülüyor. Kamuoyu da, bu durumu destekleyebiliyor.
Peki nedir bu konudaki üstün kamu yararı? İşin doğrusuna nasıl karar vermeli?
Üstün kamu yararıyla ilgili kararlarda üç temel dayanağınız olmalı: Bilim, yasalar ve kamu vicdanı.
Ormanların kesilip inşaat alanına dönüştürülmesiyle ilgili duruma baktığımızda, yapılan kanun değişikliğine dair tek bir bilimsel dayanak bulamıyoruz. Tam tersine, bilim insanları tek vücut olmuş insanlığın geleceği için doğal ormanların korunması gerektiğini söylüyor.
Yasaların orman talanına nasıl baktığı da çok açık. Daha önce bugünküne benzer dört ayrı yasa Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş.
Ağacın kutsal kabul edildiği bir toplumda, kamu vicdanının bu düzenlemeye nasıl yaklaştığını tahmin edebilmek de çok zor değil. Belki kamuoyunu 50 milyar dolarla ikna edebilirsiniz, ancak, kamu vicdanını asla. Çünkü vicdan, içimizdeki adalettir ve bize bireysel çıkarlarımız yerine dünyaya karşı sorumluluğumuzu hatırlatır.
Yapılan son yasal düzenleme, sadece ormanlarımızı değil, bilimi, hukuku ve kamu vicdanını da kesip biçerek yapılmıştır.
Bu nedenle üstün kamu yararına hizmet etmesi mümkün değildir ve eğer geri adım atılmazasa ülkemize zarar getirecektir.