| Nükleer Yasa Basın Açıklaması |
|
|
BASINA VE KAMUOYUNA... DEĞİL NÜKLEER YASA, ANAYASA DA ÇIKARSALAR, NÜKLEER SANTRAL YAPAMAZLAR, YAPTIRMAYACAĞIZ! Türkiye Büyük Millet Meclisi nükleer santral yasasını apar topar kabul etti. Erken seçimden hemen önce, bilgi yoksunluğu ve hamasetle dolu konuşmaların ardından, genel kuruldan geçen bu yasa, AKP hükümetin nükleer santral yapma konusundaki kararlılığını değil, ciddiyetsizliğini ve cehaletini gösteriyor. Üstelik AKP, halkın nükleer santral yaptırmamak konusundaki kararlılığını görmezden geliyor. Daha önce Akkuyu'ya yapılmak istenen nükleer santralın, nükleer karşıtlarının ve Akkuyu halkının kararlı mücadelesi sonucunda bundan yedi yıl önce iptal edildiğini hükümete hatırlatmak isteriz. Bu kaçınılmaz sonuç, Sinop için de geçerli olacaktır. Çernobil'den yayılan radyasyonun kurbanları arasında yer alan Sinop halkı nükleer santral istemiyor ve nükleer enerjiye geçit vermeyecektir. Türkiye'de insanlar, on yıllardır nükleer lobiye geçit vermemek için mücadele etmeyi sürdürürlerken, AKP Türkiye'yi artık dünyanın hiçbir yerinde kendine yatırım sahası bulamayan nükleer endüstrinin çöplüğü haline getirmeyi başaramayacaktır. Önümüzdeki erken genel seçimlerde nükleer santral yasasını apar topar meclisten geçirme kurnazlığını gösterdiğini sanan AKP hükümetine iyi bir ders vermek gerekiyor. Sinopluları, Karadenizlileri ve ülkemizin geleceğinin radyasyona bulanmasını istemeyen tüm seçmenleri, bu yasanın hesabını sandıkta sormaya çağırıyoruz. Nükleerci AKP, bu işin bu kadar kolay olmadığını anlayacak. Nükleer yasa değil, anayasa çıkarsalar, Türkiye'yi nükleer karanlığa mahkum edemeyeceklerini onlara göstereceğiz. Nükleer santral yapamazlar, yaptırmayacağız! 09/05/2007 Türkiye Yeşilleri Hit: 2534 Yorumlar (3)
![]() yorumlayan Ayucuk, Haziran 14, 2007 03:16
Nükleer enerjiden kim kaçıyor! ABD ve Avrupa ülkeleri yeni nükleer santraller için projelere başladılar. Provokasyonlara kanmayalım lütfen. Geliştirilmesi gereken teknolojilerden biri ve de temiz bir enerji kaynağıdır nükleer enerji. Kulaktan dolma laflara inanmayacaksanız profosörlerin, bilim insanlarının açıklamalarını araştırın. Nükleer enerjiye kötü diyen bilim insanları varsa onlardan da haberdar edin de bilelim.
yöneticiye rapor et
eksi oy ver
artı oy ver
Oylar: +0
yorumlayan serhat_osman, Mayıs 11, 2007 16:26
Bunlar ne yaptıklarını sanıyorlar? Herkes nükleerden kaçıyor bizi nükleer felaketine gönderiyolar. Nükleer santral açacağına güneş enerjisi, rüzgar enerjisi v.s açtır. Bir de ormanlık alanın en fazla olduğu Karadeniz Bölgesi'ne açtırıyor. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın nükleer santrali açamayacaksınız. Ben de Sinop yakınlarında oturuyorum. Böyle bir şeye izin vermeyeceğiz .Bir tek benim değil herkesin mücadele etmesi lazım.
yöneticiye rapor et
eksi oy ver
artı oy ver
Oylar: +0
Yorum yaz
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Sitemize destek vermek için lütfen aşağıdaki kodları sitenizin ana sayfasında uygun bir yere ekleyin. |
<a target"_blank" href="http://www.kuresel-isinma.org" title="küresel ısınma">kuresel ısınma</a> |
| hoşgeldiniz Ziyaretçi. |
| Kayıp Parola? |
| Hesabınız yokmu? Kayıt olun |
Aylardan Ocak, yıllardan 2004. Ayın 28'inde, İstanbul'da her yıl tekrarlanan Enerji Forumu var. Lütfi Kırdar Sergi Sarayı'nda, Hilmi Güler, AKP hükumetinin planlarını anlatıyor. Greenpeace olarak biz de yerimizi almış dinliyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sıkça adı geçiyor, küçük su santrallerinden sözediliyor. Nükleer enerjinin adı sanı yok. Aradan üç ay geçmiyor, Hilmi Güler, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Evet, nükleer enerji planlarımız arasında." diyor. Üç ay önce en ufak bir olasılıktan bile bahsedilmezken 'şartname'nin bitirilme aşamasına geldiği söyleniyor. Daha sonra 2010 yılında enerji açıklarından ve santrallerin bu tarihe yetiştirilmesinden bahsediliyor. Bir nükleer santralin inşaasının, güvenlik önlemleri gibi nedenlerden dolayı en az 8-10 yıl sürdüğü; hatta bu süreler içinde bitirilemeyen santral sayısının bitirilenlerden daha çok olduğunu bizim bakanlığımız dışında herkes biliyor. Amerika'da nükleer santral yapımları 15 yıl sürerken, Arjantin'de Atucha-2 reaktörünün 1979 yılından bu yana bitirilemediğini anımsatmak yeter herhalde. Yapım yılının uzaması da maliyet hesaplarının altüst olması demek kısaca. Neyse, bu gerçek öğreniliyor olsa gerek ki, daha sonraki açıklamalarda Türkiye'nin tüm ulusal kaynakları kullanılmasına rağmen enerji açığıyla karşı karşıya kalınacağı tarih 2020 olarak belirleniyor. Ama enerji açığının yılını bilen yetkililer, bu açığın miktarını hesaplayamıyorlar ki, kurulacak santral sayısını iki ya da üç olarak açıklıyorlar. Güçleri hakkında ise henüz kamuoyuna ulaşan bir bilgi yok! Kısaca elektrik açığı yine bahane.
Türkiye'de nükleer santralleri destekleyen bir avuç bilim insanı ve politikacının nükleeri savunma adına ortaya attıkları tezler, Çernobil kazası sırasında yaşanan trajediler, nükleer atık hikayeleri bir değil birkaç kitap yazmaya yetecek materyal sağlayabilir. Öyle ki, enerji açığı ve yerel kaynakların yetmediği palavraları ancak kitabın en sonunda kendilerine yer bulabilir.
Nükleer enerji, tüm dünyada, beraberinde getirdiği teknik, politik ve ekonomik sorunlarla halkın çözmek zorunda kaldığı bir problem haline gelmiştir. Bu yüzden de herkesin bu konuda söz söyleme hakkı vardır. Öyle olmasa, enerjisinin yarıdan fazlasını nükleer santrallerden sağlayan İsveç'te, referandum yapılmaz, çıkan 'nükleere hayır' sonucu doğrultusunda nükleer santraller kapatılmaya başlanmazdı. Eğer nükleer enerji teknik bir sorun olsaydı, 20 tane bilim adamı bir araya gelir karar alırdı. Ama sonuçlarına tüm halkın katlandığı her girişim üzerine halkın söz söyleme hakkı vardır.
Nükleer endüstri aksini iddia etmeye devam etse de gelişmiş ülkeler nükleer enerjiye açıkça 'hayır' demiştir:
* Avusturya'nın tek reaktörü Zwentendorf (Siemens) 1978'de (Amerika'daki TMI ve eski Sovyetler Birliği'ndeki Çernobil kazalarından da önce) hiç işletilmeden kapatıldı.
* İtalya, Çernobil faciasından sonra tüm reaktörlerini 1987'deki ulusal bir referandumla kapattı.
* İspanya'da da şu ana kadar 3 reaktör kapatıldı.
* İsveç ve Almanya nükleer enerjiden vazgeçme kararı aldılar ve her iki ülke de birer nükleer santralini kapatarak (İsveç Barsabeck, 1999; Almanya Stade, 2003) bu kararı hayata geçirmeye başladı.
* ABD ve Kanada, 1978'den bu yana yeni sipariş vermedi.
* Avustralya, Küba, Meksika, Portekiz, Yunanistan, İskoçya, Hollanda, İsviçre, Norveç, Endenozya, Vietnam, Tayland ve daha pekçok ülke nükleer planlarını terk etti.
Nükleer enerjiden kaçışın nedeni çoğu zaman Çernobil kazası olarak gösterilir ya da gösterilmek istenir. Çernobil'den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletmiş, en az 9 milyon insanı etkilemiş ve 400 bin kişinin evinden olmasına yol açmıştır. 800 bin kişi kaza sonrasındaki temizlik çalışmalarına seferber edilmiştir; çocuklardaki tiroid kanserleri 100 kattan fazla artmıştır. Kazanın Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'ya maliyeti, 352 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Çernobil kazası gerçekten de şu ana kadar olan nükleer kazalar içinde en büyüğüdür; ama nükleer endüstrinin iddia ettiği gibi meydana gelmiş tek kaza değildir. Ayrıca kazaların yalnızca eski 'Rus' teknolojilerinde meydana geldiği de bir yalandır. Bırakın Çernobil'i, en modern teknoloji ve standartların eksik olmadığı Japonya'da bile kazaların ardı arkası gelmemektedir.
http://www.greenpeace.org/turk...eer-enerji